MUĞLA’NIN MEŞHUR KUZULU KAPILARININ KUZULARI YENİ YAŞAM DÜZENİNE KURBAN(LIK) OLDU…

 ‘‘Kapılar açılır ardına kadar / Kuşlar uçar anılar içinden…’’
Fazıl Hüsnü Dağlarca

Muğlalı olmayanlarınız “Kuzulu kapı” deyince “o ne ola ki?” diyebilirler. Hani şu “anasının kuzusu” tabirini hepiniz duymuşsunuzdur. İşte bu tabir tam da bunu anlatır. Bir ana kapı vardır; sadece eve yük indirileceği zaman, at arabası, deve gibi yük hayvanları için açılan, bir de anasının kuzusu… Yani evin sakinleri ve misafirler için. Bu kuzulu kapıların kuzuları biraz insan ölçeğine göre küçük yani kısa yapılmıştır. Bu kısalığın nedeni elbette, yeni neslin, yedikleri hormonlu gıdalardan mı nedir, giderek artan uzun boylu olma durumu karşısındaki, eski insanların toprakla uğraştıklarından mıdır kısa boylu oluşları değildir; dışarıdan eve girişte, ançanıza (alnınıza) kapıdan bir tokat yememek için, eğilerek girmek ev halkına saygıyı, hürmeti simgeler.

Birçoğunun arkasında bir de çıngırak (çan) ve kendi kendine kapanmasını sağlamak için ağırlık prensibiyle çalışan bir tokmak olur.
Muğlalı olanlar ya da çocukluğu Muğla’da geçmiş olanlar hatırlarlar; o kuzulu kapıların kapanırken, bugünkü kapı kolu işlevini gören, dövme demirden yapılan, bereket sembolü nar motifli “şıkkırak” larının kendine özgü sesini. Bu ses aynı zamanda mahremiyet için de gereklidir. Şöylece uzanıp şekerleme yapanları doğrultur, kendine getirir. Babasından gizli sigara içen, evin yeni yetmesi için de toparlanma vaktidir çanın sesi…
Vaktiyle (1993 yılının yaz tatiliydi) henüz mimarlık öğrencisiyken Galata Grubu adı altında Muğla Kentsel Sitinde Saburhane yapılarının tespit çalışmalarında gurubun fotoğrafçı ve kameramanı olarak çalışmıştım. “Kuzulu kapı” tabiri hepimizin çok hoşuna birazda komiğine gitmişti. Grubumuzdan Türker Yıldırım adında ki arkadaşımız “kuzulu kapı”nın “mimari yorumu”nu içeren bu karikatürü yapmıştı.

     
   

 Yetişin Muğla’da kuzu katliamı var!
Bu ara başlığı görüp de şaşırmayın, yalan değil, Muğla mimarisinde “kuzu” deyince akla ne geldiğini uzun uzun anlattıktan sonra şimdi bu katliamın çeşitlerine bir göz atalım:İlk olarak; kuzulu kapıyı tamamen söküp atıp, yerine kötü mü kötü estetikten yoksun, sanki aynı ustanın elinden çıkmışçasına, hatta ustalık bile gerektirmeyen, birbirinin aynı demir kapılar. Bunu yapan ustayı da, yaptıranı da bir bulsam diyesi geliyor insanın ama çeşitli gerekçeleri var tabi bu kapıları yaptıranların
.

Bunlar genellikle üç tanedir.Güzelim ahşap kapıyı söküp yerine bu çirkinlik abidesi demir kapıyı yapanların çoğu da, gerekçe olarak ahşabın kısa zamanda çürümesini, demirinse evladiyelik olmasını öne sürerler.