Oysa bilinmez mi ki o güzelim ahşap kapı en az 80–100, bazen de 170–200 yıl ayakta kalmıştır. Belediyenin kendi imkânları ile restore ettiği Özbekler Evinin Kuzulu kapısı da nerden baksanız 180 yıllıktı. Yapı belediyeye devredilmeden önceki son kullanıcı olan, değerli Prof. Dr. Ali Rıza Özbek amcam yapının restorasyon projesini hazırlarken bana bu bilgiyi vermişti. Muğla Evlerimizin, yazıma konu olan “Kuzulu Kapı”larını yozlaştırmış yapı sahibi, yenisini aslına uygun olarak yine ahşaptan yaptırdığında 35 yaşında olsa, kapı öngördüğümüz minimum 80 yıllık ömrünü tamamlayıp, sözüm ona çürüdüğünde normal şartlarda kara toprağın altında olacak. Evin yeni sahibinin de belki ömrü yetmeyecek ağacın çürüyüp de, işlevini yitirdiğini görmeye. Kaldı ki şimdi fırın ve emprenye teknolojileri sayesinde ahşabın ömrünü uzatmak da mümkün.
Aşağıdaki resim, kendisinden Muğla Mimarisi, Muğla kültürü ve hayata dair çok şey öğrendiğim sayın Nail Çakırhan’ın memleketi Ula’dan bir kuzulu kapı. Sizce kaç yıldır ayakta dersiniz? Ben diyeyim 100 yıl siz deyin 150 yıl.Aşağıda Muğla’ya suyu ilk getiren kadın olarak anılan Şemsi Ana’nın türbesinin yanındaki sahiplerince uzun yıllar önce terkedilmiş Muğla Evi’nin üst üste yapılan sokak döşemeleriyle iyice küçülen kuzusu…

 

Eski değil (!), yıpranmış olan kapıların da yine teknolojiden yararlanılarak ve bir bilene yani konunun uzmanına danışılarak pekâlâ yapının bir parçası olarak, mevcut kurt deliklerine, geçen yıllara inat, yapı ile birlikte yaşaması sağlanabilir. Projesini yapmış olduğum ancak restorasyon uygulamasıyla bire bir ilgilenme şansımın olamadığı Belediye Özbekler Evi’nin kapısı da bu tür bir kapıydı; eskiydi deyip yerine yenisini (modeli birebir aynı da olsa) yapmak, orijinalini bir kenara atmak, bana; antik kente ait bir yapı elemanını, yerinde sergilemek mümkünken, müzeye kaldırmayı çağrıştırıyor. Oysa tarihi eserlerimiz yerinde sergilenince, o bütünün bir parçası olarak, bütünün içinde güzel. Bana göre o kapı da binanın kendisi gibi tarihi eserin ta kendisi idi. Bu durumu gördüğümde artık çok geç idi, bana da Belediyenin amatör ruhla yola çıkarak ortaya çıkardığı bu bütünün güzelliği karşısında kendilerini kutlamak düştü. Ama yılların, yaşanmışlığın, anıların geçmişten gelen izlerini taşıyan, orijinalinin nerede olduğunu üzüntümden soramadığım, “kuzulu kapı” için de, bir burukluk, bir hayal kırıklığı yaşadığımı da söylemeden geçemeyeceğim.
Aşağıda Belediye Özbekler Evi’nin “Kuzulu Kapı”sının sökülen ve yerine yenisi yapılan halleri…Soldaki eski halinin fotoğrafı Şakir Eczacıbaşı’nın 1968 den beri çıkardığı “Eczacıbaşı Renkli Fotoğraf Yıllıkları”ndan sanıyorum 1974 yılına ait “Kapılar” konulu yıllığına kapak olmuştu.